Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Rahim

Rahim ÖZGÜN

Rahim

25 Aralık 2008
font boyutu küçülsün büyüsün


HALKEVİ’NDEN BELEDİYECİLİĞE


Yenice, onlarca yıl demokrasinin, emeğin ve özgürlüğün pilot bölgesi olmuş bir coğrafya olmuştur. Belediye başkanlarını dahi işçi sınıfından seçen ve seçtikleri kişiye adaylık teklifi götüren bir örgütlülük, bir halk varmış eskilerde. Mesela Erol Karacan, Ali Kuru ve Veli Serin’in nasıl ilk defa aday olduklarına bakıldığında bunu görebiliriz. Yani anlatmaya çalıştığım şey; bahsettiğim adayların aslında eski Halkevi adayları veya halkevcilerin adayları olduğudur. Hatta Ali Kuru son adaylığının temelini oluşturmak için, bildiğiniz gibi, Halkevi ismi altında örgütlenme yapmaya çalışmıştır.

            Tabi bu halkevinin, eski halkevinden hatta şuanda Türkiye’deki tüm halkevlerinden farkı, halkın değil de birkaç yerel politikacının belediye siyaseti yapmak için kurmuş olmasıdır. Aslında ortada ne bir halkevi tabelası, ne de pankartı var. Hiç olmadı da. Kuruluş sürecindeki toplantıların birinde bulunmuştum. Böyle bir yapının oluşmasına ve “eski tüfeklerin” yeniden ortaya çıkıp; emekten, yükselen milliyetçiliğin zararlarından, demokrasiden, kısaca insandan yana olan her şeyden bahsetmesi hoşuma gitmişti.

Ve halkevcilik adına bir eylem göremeden, kurucuları seçim çalışması startında gördük. Nasıl olduysa bu halkevi daha sonra CHP’ ye devşirildi. Bu yapının kurulmasının seçimlerden birkaç ay öncesine gelmesinin de tesadüf olmadığını gördük.

“ Halkevcilik, belediyecilik politikasına soyutlanacak bir örgütlenme değildir.” Yani halkevi yerel iktidara talip olabilir. Olmalıdır da. Fakat bu talep etmenin ötesine geçmemelidir. Çünkü halkevi; halkın aydınlanması adına kurulmuş bir araçtır. Amaç bu olmalıdır. Eğer amaç bu değilse; orada yapılanlar emperyalizmden, 12 Eylül’den bahsetmenin ötesine geçmiyorsa ve bu da zaten seçimden sonra sona erecekse; bir yerlerde yanlışlık var demektir. Haftada bir toplanıp mangalda kül bırakmamanın aydınlanma adına, ne Yenice’ye ne de topluma faydası olur.

Peki ya bu da olmasaydı; daha mı iyi olurdu? Eleştirdiğim şey böle bir yapı oluşturmanız değil; bu yapının şekli ve neye hizmet ettiğidir. Daha önce, yıllarca, nerede olduğunuzdur. Dünya görüşlerini bize miras bırakan sizler, belediyeye talip olmaktan başka ne yaptınız? Yerel siyasete girmediğimizden dolayı eleştiriliyoruz. Artık biraz da biz eleştirsek hoş görürsünüz sanırım. 12 Eylül presi hala toplum üzerinde; bunun farkındayız. Bu pres Hopa’ da (Artvin), Dikili’ de (İzmir) yıkıldı. Ve bunu oralarda sizin gibi geçmişi olan insanlar, gençlikle birlikte yaptı.

Yenice’ de ise bu presten kurtulmak adına rüzgâr 1999’da yaratılmıştı. Ama yine 12 Eylül’ün aşıladığı bencillik duygusu bu rüzgâra set çekti. Ne acıdır ki; eski halkevcilerin bir kısmı, (eski) dünya görüşleri gereği rüzgârla olmaları gerekirken, maalesef bu rüzgâra set oldular. Bir kısmınız Muhittin Kiriş’i eleştirdiniz; solculuğuna güvenmediğinizden bahsettiniz. Peki, siz neden Kiriş kadar cesaret gösterip, sosyalist bir partiden aday olmadınız? Ve hatta Yenice’de onun dışında sosyalist bir partiden aday olan bir kişi daha var mı?

Sol dünya görüşü aydınlanmanın, emeğin, bilimin, sanatın, kısaca güzelliklerden yana her şeyin toplum üzerinde egemenlik sağlaması için çabalar. Seçimden seçime ortaya çıkıp solculuk adına koltuk için çabalamaz.

Uzun bir aradan sonra Vitrin’de yazdığım bu ilk makaleyi fazla uzatmak istemiyorum. Biliyorum ki, uzun yazıların ancak yarısı okunuyor (ben de dâhil).













yorumlayorum ekle




Yorumlar (14)
  • murat özgün / 29 Ocak 2010 20:43

    iyidee

    benim düşüncemi sen biliyorsun kardeş.tek yolun nerden geçtiğini.genede eline sağlık
  • che guvera / 14 Aralık 2009 16:47

    yazık

    yazık oldu tüm emeğe
  • che / 20 Ağustos 2009 16:59

    ilk

    rahimcim yazın çok güzel fakat ah bir de bu gençlerimizi yola getirecek birisi olsa,gençler bir bilinmezliğe doğru gidiyor.Dileğimiz şudur sen veya başkaları bu gençleri yönlendirmelidir.Muhakkk sen sana diyeni yapıyorsundur ama yetmez.Gençlerimiz bir boşluğa düşmüş bir durumdadır.Bir an önce Ali Kuru gibi miladı dolmuş kişiler değilde daha bilinçli kişiler yol göstermeli.ALİ kURU GİBİ BEN KAVGASINA DÜŞMÜŞ KİŞİLER halk evi ile uğraşmasınlar.Halk evi demek paylaşmak ezileni korumak demektir.Sizden istediğimiz bir ilki başlatarak şu gençlere doğru yolu göstermenizdir.BAŞARILAR YENGEN
  • yücel kigili / 16 Haziran 2009 18:28

    devrimci yeniceliler

    rahim selam hersey güzelde su bizim alkol devrimi yapan yenicede birazda lafda degilde pratikte halklarin kardesligi adina bir seyler yapmayi düsünüyormusunuz yani aktiv harekete gececekmisiniz.cünkü yene jenerasiyon biraz daha entellektüel yasamaya calisiyor.ama sakin bugüne kadar oldugu gibi kemalist devrimcilik degil pratikte uygulamaya gecin bence. istersen bana cagri yap rahim görüselim ben seni ararim.ermanda numaram var.
  • burcu kiriş / 16 Şubat 2009 17:57

    helal olsun sana süper bir yazıydı...
  • universiteli gençlik / 21 Ocak 2009 17:10

    Arkadaşım çok güzel yazmışsın gerçekten tebrikler ama biraz cümlelerin uzun ve ağır olmuş , senden liseli gençliğin çok sey ogrenecegini tahmin ediyorum , onlarında daha kolay okuyabilmesi için daha basit azmanı tavsiye ediyorum sadece bi öneri...
  • Cihangir Sucu / 26 Aralık 2008 15:00

    hoş geldin Rahim Özgün

    Rahim bu adam seni nasıl kandırdı Mr.Cenk :) tekrar senin değerli düşüncelerini bizlerle paylaştığın gazetemiz Vitrin'e hoş geldin diyorum...kuruluşundan itibaren tek amaç yüklenmiş bu gazete Cenk arkadaşımızın düşüncesi ile bizlerin çocukluğundan beri kurulmuş bir gazetedir.belki arabesk bir yorum olacak;aklımıza gelecek tüm yokluklara başarı ile gögüs germiş arkadaşımızın bizleri Yenice hakkında dürüstce,tarafsızca kurmuş olduğu bu gazetede görmekten zevk alıyoruz,Teşekkürü bir borç bilirim!Her İnsan siyasette Kendine laik olduğu yerde durmasını bilmeli...işte Yenice'deki Halk Ev'leri biz bir topluluğa bunu öğretiyordu,beraber yaşayabilmemizi,özğürlüğün ne kadar güzel bir yaşam tarzı olduğunu öğretiyordu benim kanımca... bir yanlış düşüncem var ise tekrardan kusurum af ola diyorum.yazının tamamı zevkle okunuyor,sandığın kadar çok yazmamışsın :) görüşmek üzere hoşca kal!
  • Menderes Çifci / 25 Aralık 2008 22:21

    Biz yandık

    Rahim kardeşi guzel bir konuya yani halk evi konusuna degindigi için tebrik ederim halk evi kardeşimizin dedigi gibi insanlara durustlugu insanlara siyasi adabı demokratlıgı sevecenligi barısı kardeşligi dostlugu paylaşımcılıgı (daha sayılacak çok şey var) oreten yerdir. Ama malesef bakıyoruz bugun bu saygın kurum adı altında insanları kullanmak için harekete geçmiş (yine hep aliler) be kardeşim sizlerin ne yaptıgı belirsiz politikası ortada bir ali herdonem bırılerının yanında(devrımcılıgı kullanarak devrımcılık paylasımcılıktır. Kımınle ne paylasıyorsa)bır Alı(ınsanların etıklıgı uzerıne sahte polıtıka yapar)Bır alı(herdonem sıyasetın onunu keser ben varsam var yoksa yonetım cok ıyı anlamda)yazık yazık bu yenıce halkına o kırlı ellerınızı çekın artık yenıce polıtıkasındanda gencecık tertemız ınsanların onu açılsın yenıce polıtıkası rayına otursun yenıcenın kuflenmıs beyınlerden kurtulması sızın sahte degısken oynak sıyasetı bırakmanızla gerceklesecegıne ınanıyoruz.i
  • evrim / 25 Aralık 2008 21:43

    unuttuklarımız

    Hani ilk yazı daha bir merhaba tadında olmalıydı. Bu kadar kramsar değil. Ama yine de gerçeklerse konuşulmak istenen şu dönemde Halkevlerinden önce bu ülkenin hatta bu dünyanın mücadele etmeye çalıştığı bir kriz var. Patronların kriz bahanesiyle işten çıkatdığı işçiler, direnen emekçiler, tuzlada katledilen yüzün üzerinde ki masum hayatlar...
    Yitip gidenleri eleştirmektense var olanların solmasına izin vermemek gerek. Yinede anlatımın iyi ve umarım daha iyi olur kalemine sağlık kolay gelsin.
  • Esra Ezgi Uluç / 25 Aralık 2008 21:04

    teşekkürler

    su ana dek okuduğum yorumlanası tek yazı olduğu için öncelikle teşekkürler rahim...tam olarak da söylediği gibi birkaç kişinin yaptığı belediye siyaseti değildir halkevleri..şimdi söylenenler tecrübeli kimselerce hafife alınacaktır.Tabi tecrübelilerdir, onların yaptığı kimi şeyleri yapabilmek bizim harcımız değildir(tercih de etmeyiz), tecrübe gerektirir. Evet tecrübeleriyle varılan sonuç da ortadadır. Ama hadi diyelim bu kez farklı olsun halkevcilikten söz edenler, eski tüfekler, tecrübeden bahsedenler konuşturun tecrübenizi, bu kez unutmayın sözlerinizi..Hadi atölye çalışmalarına, hadi forumlara..Hadi öyleyse halk kürsüleri kurulsun..Bizler hazırız..
    Ama olmaz değil mi? Bu ülkede halk seçime bir kaç ay kala dinlenir(!), sonra susar, susturulur. E böyle giderse, biz de bile bile, gözümüz herşeyi göre göre, çıkarımız uğruna susmaya devam edersek paslanmış tüfekler ele de yapışır, koltuğa da...Düzendir, normaldir...
    Rahim sen yazmaya devam et lütfen..Hünkarın da dediği gibi köy enstitülerinden de söz edersek çok sevinrim...başarılar
  • MAHSUNİ ÖZGÜN / 25 Aralık 2008 13:01

    BİLİNEN GERCEKLER

    ÖNCELİKLE YAZIN SÜPER OLMUŞ AMCA OGLU BU TÜR GECMİŞ HALK EVLERİ ŞİMDİ GÜNÜMÜZDE KALMAMIŞ BEN BİRDE BU ESKİ HALK EVCİLRİN
    BU SAAT TEN SONRA GECLERE BIRAKMALARI UYGUN DEGİLMİDİR YENİ EROL KARACANLAR VELİ SERİNLER CIKSA OLMAZMI TABİKİ OLMAZ CÜNKÜKOLTUK TATLIDIR KİMSE BIRAKMAZ SENİ ÖPÜYORUM YAZMZYA DEVAM
  • ayhan uğur / 25 Aralık 2008 02:37

    yaklaşım iyi

    Eskiden bir söz vardı artık genclere armağan ediyoruz diye sanırım artık armağan edilen şeyler biraz değişime uğramış oluyor sürec herşeyi değiştirdiği gibi onuda değiştiriyor. Artık genclere miras kalan yıkıntıları düzelmek düşüyor gercekten teşekkurler rahim unutulanları hatırlatman ama dediğin gibi yine unutulacak!..
  • Hünkar Birkan / 25 Aralık 2008 00:58

    tebrikler dostum

    meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için halkımızı halk evlerinin yanı sıra bir toplumun aydınlanmasında bir zamanlar büyük umut olmuş fakat malum odaklar tarafından kapattırılılan Köy Enstitüleri'ni derinlemesine araştırmaya davet ediyorum.Çünkü Köy Enstitüleri'nde ihanet ve satılmışlık değil;iktisadi,sosyal(insani) kaynakların ülke yararına nasıl kullanılabileceği öğretilirdi... sevgili arkadaşım Rahim'in şayet yazarsa birdahaki yazısında buna değinmesini bekliyorum.
  • HAKAN / 25 Aralık 2008 00:24

    GERÇEKTEN SÜPERSİN

    GERÇEKTEN SÜPERSİN AĞBİ BUNLAR SENİ ANLARMI BİLEMEM AMA EN AZINDAN SENDEN DE ÇEKECEKELRİ VAR ONU BİLMELERİ YETER SENİNLEYİZ