Şimdiki; Uğur Mumcu parkının karşısında bulunan petrol istasyonu
50 li 60 lı yıllarda çeşitli amaçlarla kullanılan kocaman bir salondu.
Şimdi ki parkın yerinde, beldenin tek okulu olan Yenice ilkokulu vardı.
59–60 lı yıllarda adı geçen bu salon seyyar sinema salonu olabiliyor, Hırıltılı sesiyle sinema makinesi ve beyazperde ile öğrencileri
buluşturuyordu. Hepimiz Ailelerimizden aldığımız 5–10 kuruşluk harçlığımızla sinema ve beyazperde olgusu ile tanışıyorduk. Burası daha
sonra Cumhuriyet döneminin en önemli kazanımlarından olan ve
tamamen Yerli malı üretip satan Sümerbank olmuş ve Yenice ile çevre köylere hizmet eder hale gelmişti. Şimdi anlıyorum ki; Sümerbank’ın
Yenice ye açılmasında dönemin Demokrat Partili Belediye Başkanı
Ahmet Ilgaz ın katkısı vardı. İnce uzun çubuklu pijamalıklar-patiska-
kaput bezi-pazen ve türlü elbiselikler Yenice halkının hizmetine ucuz
ucuz sunuluyordu. Sonraları ne oldu da bu güzelim satış mağazası
kapandı. Doğrusu ben ve Yenice halkı anlayamadı. Ve ne yazıktır ki
90 lı yılların sonunda bu güzelim Cumhuriyet eseri Sümerbank
Özelleştirme adı altında, sırf değerli arsasını almak için haraç mezat
satıldı.
Köyün içi diye anılan yer, alışverişlerin yapıldığı, vatandaşların
stresini attığı, oyun oynadığı yerlerdi. Bu yıllarda köyün içindeki
bakkal-manav ve kahvehaneler açık S biçimindeki bir yolun üzerinde
yer alırdı.
Mıstıl (Mustafa Özdamar) evi hemen girişte taş yapılı ve iki katlı olarak
yer alırdı. Mıstıl kadir- kır bekçisi Naco ve küçük oğlu murtaza
çiftçilikle ve hayvancılık yaparak hayatlarını idame ettirme derdindeydiler. Kır bekçisi Naco, Yüksek yolundaki sulama kanalında şakayla, beni suya atmış, yüzme bildiğimi sanmıştı da; elbiseleri ile suya atlayarak beni kurtarmıştı. Şen-şakacı bir kişiliği vardı. Evlerinin yanında
Murtaza Baba adlı türbe vardı. Her Perşembe günü insanlar gelir mum yakarlar, adak adarlar; adamışlar ise kurban keserlerdi. O zamanlar
bu ziyaret köhne bir yapıya sahipti. 89 da Ali Kuru Belediye Başkanı
olunca buraya el atmış, betonarme bina yapmış, Yeşile boyayarak görünümünü güzelleştirmişti.
Mevlüt Yıkılmaz ın kahvesi ile kardeşi Tekelci rıza emminin
dükkânları yan yanaydı. Bunların karşısında Bakkal isa (Türkmen)
emminin dükkânı yer alırdı. İsa emminin dükkânının yanında Bakkal
Rahimin dükkânı vardı. Alt tarafı dükkân, üst tarafı ise eviydi. Ama her ikiside 70 li yıllara doğru dükkânlarını kapatmışlardı. Az ileride Memiş amcanın tahta darabalı, uzun demirlerle açılıp kapanan kahvesi sabahın
erken saatlerinde açılıp hizmet verirdi. Memiş amca kısa boylu-tıknaz
biriydi. Bildiğim kadarıyla, Yeniceli değildi, (K.Dikili olduğu söylenir) başka bir köyden gelmişti ama Yeniceliye hizmet veriyordu.
Berber Caferin dükkânı, Tırtopların Müslümün kasap dükkânının
arasından Mehmet ağanın(Şen) evine girilirdi. Mehmet emmi at
arabasında sebze meyve satar, çocuklarını geçindirmeye çalışırdı.
Muaserce her zaman kocasına araba yükleme boşaltmada yardımcı
olur, bazen da kızdığında “Allah Allah bak
hele yavv” diye yüksek sesle Muaserceye kızdığını belirtirdi. Sonraları,
Şadi Aykıra ait kahve olan yerde adını da mesleğinden alan Bakkal Halil
emminin dükkânı yer alırdı. Bakkal Halil emmi, uzun boylu-irice
bir adamdı. Hanımı Döne teyze ise ufak tefek yapılı, hatırnaz bir
kadındı. Bakkal Halilin oğlu Selahattin bir cinayet sonrası içeri
düşmüştü de bakkal Halil emmi, Dükkânını o sıralar yeni gelişmekte
olan istasyon civarına taşımıştı.
Yenice büyüyüp gelişince, 3 mahalleye ayrılmıştı. Fatih mahallesinin muhtarlığını da Şadi abi kazanmıştı. Ona ait tertemiz-büyücek
kahvehanesi de aynı güzergâhta idi. Şadi Aykır, ince uzun boylu-
bakımlı-temiz giyimli biriydi. Saçlarını, sürekli düzgün biçimde
biryantin sürerek tarayan biriydi.
O yıllarda bile Yeşil renkli sonradan steyşin araba diye tanıdığımız
arabası vardı. Kahvehanenin Bitişiğindeki kapıdan ise, sonradan
taksicilikte yapan Özen (Çelik) ağabeyinin evine girilirdi. Az ileride ise
50 li 60 lı yılların önemli bakkallarından Tibik Yusufun bakkalı vardı.
Tibik Yusuf orta boylu hafif göbekli, esnaf dilli biriydi. Yenice de o
yıllar elektrik yoktu. Tibik Yusuf tan gaz lambalarına şarap şişeleri ile
veya teneke bidonlarla gaz almaya giderdik. Hikmet Kirişin bakkaliyesi Bidiğin kahvesi ile bitişikti. Hikmet Kiriş konuşkan-sevecen, şakacı
biriydi. İri gözleri vardı. Bidiğin kahvesini 9 ncu yazımızda genişce
anlatmıştık.
Bidiğin kahvesinin karşı köşesinde Ziya Ateşin petroldeki
görevinden ayrıldıktan sonra açtığı bakkaliye yer alırdı. Ziya Ateş
Mustafa Gündoğdu ya ait, Yenicenin eski yol üzerinde, Adana
çıkışındaki petrolünde (Mobil) çalışırdı. Oradan ayrılınca bu
dükkânı açmıştı. Ufak tefek, güzel konuşan ve o devirde aklı eren
kişiler arasında
yer alan biriydi. Hemen karşısındaki köşede Dabise ait kahve yer alırdı.
Dabis Müslüm çok renkli bir kişiliğe sahipti. Kahvesi çarşı içinde
en çok ççalışan kahvelerden biriydi. İsmet Yıkılmazın kahvesi de,
Dabisin
kahvesinin yanındaydı. İsmet abi de sessiz- ağır ağır hareket eden bir
yapıya sahipti.
Bu kahvenin müşterileride farklıydı. Mevlüt Yıkılmaz ile kardeşi ismet yıkılmazın kahvesine, dönemin CHP li tanınan insanlarının daha çok
takıldığı görülürdü. Kendileri ve ağabeyleri Musa Yıkılmaz dönemin
iyi CHP lisi, iyi bir ismet paşacısı idiler. Manav Selahattinin, bugün de
hala durduğunu sandığım küçük manav dükkanı, Şadi Aykırın evinin
altına açtığı bakkal dükkanının karşısında, Yenicenin en renkli
simalarından olan Kasap Karagüllenin evi ve kasap dükkanı yer alırdı. Karagülle lakabıydı, asıl adı Mustafaydı. Tüm çocukları baba mesleğini seçmiş, aynen babaları gibi renkli kişilikleri ile Yenice ye renk
katmışlardır. Kasap garip, kardeşi Murtaza hem kasaplıkta hem de
yöresel oyunları oynamada mahir kişilerdi. Diğer çocukları da hemen
hemen aynı özelliklere sahip kişilerdi. Az ileriye gidince Ferhat Şafakların
ve Faik emminin çiftlik gibi evleri ile Yıkılmazların iki katlı taştan yapılı evleri yer alırdı. Musa-Mevlüt-İsmet ve Rıza yıkılmaz burada otururlardı. Faik emminin hanımı Gazeli vadi teyze iyi bir kırık çıkık ustasıydı.
Faik emmi, İnce-zayıf, uzunboylu sessiz görüntüsü olan bir kişiydi. Çiftçilikle uğraşırdı.
Karı teyze ve kızı Birsenin yaşadığı sonraları yıkılan evleri de yine bu çarşının içinde yer alırdı.