Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Lale Şıvgın

TERCUMAN

Lale Şıvgın

15 Mart 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Soykırım keyfiyeti


ABD'DEN sonra İsveç de Ermeni soykırımı iddialarını parlamento gündemine taşıdı. Siyasetçilerin tarihi olayları yargılaması elbette bilimsel ve objektif bir yaklaşım değil. Ermeni tasarısı hakkında oy kullanan parlamenterlerin çoğu, danışmanların, lobilerin ve seçmen kitlelerinin baskısıyla, 1915 olaylarını siyasetin aracı haline getirdiler. Oysa oylamalarda bulunan parlamenterlerinin 1915 olaylarına ilişkin ciddi bilgi sahibi olduğu kanaatinde değilim. Büyük ihtimalle çoğunun fikirleri Orhan Pamuk'tan duydukları ile sınırlı. İşin bilgisizlik tarafı bir yana, bir de terminolojik boyutu var.
*
ÇEŞİTLİ parlamentoların 1915 olaylarını 'soykırım'(jenosit) olarak nitelendirmesi aslında hukuki açıdan çok tartışmalı bir durum. Çünkü bu terim 1915 olaylarından çok sonra, 1944'te ortaya çıktı. Polonyalı Musevi hukukçu Rafael Lemkin, Yahudilerin imha edilmesi de dahil, sistematik cinayetler içeren Nazi politikalarını 'soykırım' sözcüğü ile tanımlamaya çalıştı. Bu kavram 1948'de Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılan 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi' ile birlikte uluslararası alanda kullanılmaya başlandı. Peki 1948'de ortaya çıkan bu terimin geriye dönük olarak işletilmesi mümkün mü?
Hukukçular ne diyor?
ÇOĞU hukukçu, ceza hukukunun doğası gereği; 'soykırım suçu, ancak bu terim oluştuktan sonraki suçları kapsayabilir' görüşünde birleşiyor. Yani 1915 olaylarının 'soykırım' olarak nitelendirilebilmesi için o tarihte soykırım suçunun tanımlanmış olması gerekir. Oysaki 1915'de böyle bir suç tarifi yok. 1944'e kadar böyle bir kavram mevcut değil. Buna rağmen 1948'de BM'de tanımlanan 'soykırım' terimi kendisinden önce cereyan etmiş olan 1915 olaylarını tanımlamak için kullanılıyor. Pek çok tarihçinin, bugünün hukuki değerlerini tarihe atfetmenin sakıncalı bir yöntem olduğu görüşünde hemfikir olmasına rağmen, 'soykırım' terimi bilimsellikten çok uzak bir biçimde siyasi ve haksız olarak kullanılıyor.
Kavram geriye dönük uygulanabilir mi?
ÜSTELİK 'soykırım' terimi uluslararası alanda 1915 için geçmişe yönelik işletilirken, tarihteki başka olayları tanımlamada tercih edilmiyor. Oysa, bu terimin mucidi Lemkin'in 'soykırım'ı tarif ederken atıfta bulunduğu başka olaylar da var. Romalıların Kartaca'yı yok etmeleri ve Roma İmparatoru Titus'un Kudüs'ü yok edişi de Lemkin'in verdiği örnekler arasında. Basit bir mantıkla düşündüğümüzde, Türkleri soykırımla suçlayanların, aynı suçlamayı bugünkü bazı Avrupa devletlerine de yapması beklenebilir. Ancak soykırım kavramının geriye dönük olaylara uygulanması nedense yalnızca Türkler için söz konusu oluyor. Bu kavram hukukun işleyişine aykırı olarak, keyfi bir şekilde kullanılıyor. Bu da soykırım hukuku o günlerde de geçerliymiş gibi bir algı oluşturuyor. Geldiğimiz noktada 'soykırım' teriminin böylesi keyfi bir şekilde kullanılması tarihçiler kadar hukukçulara da sorumluluk yüklüyor.













yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok