Adem TOPCU
1 Şubat 2008
BİR GARİP ÜLKE CANIM TÜRKİYE’M
Ülkemiz son zamanlarda çok yoğun tartışmalar la meşgul …!
Konu tabiî ki TÜRBAN.
Öyle ya, ülkemizde bir milyona yakın aç insanımız yok ki
Yirmi milyona yakın açlık sınırında yaşamını sürdüren insanlar Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı değil ki.
Yaşamlarını idame ettirebilmek için mecburen ikinci bir işte çalışmak zorunda kalan ancak bu çalışmalardan dolayı emekli maaşlarının bir bölümü kesilen, üstelikte topu topu 450-500 YTL. Maaş ödenen emekliler bu ülkede yaşamıyor ki.
Avrupa birliği istedi diye, planlı bir biçimde tarımsal üretimi ve hayvancılığı nerede ise bitirilme noktansa getirilen çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar ve üreticiler bu ülkenin vatandaşları değil ki.
Bir taraftan milyarlarca faiz geliri elde ederken bir lira vergi ödemeyen yabancılar varken, yaşam mücadelesi veren ve bağ-kur ve vergilerini ödeyebilmek için ‘Ali’nin külahını Veli’ye giydirmek’ zorunda bırakılan esnaf sanatkar bu ülkenin esnaf ve sanatkarı değil ki.
Ve yine ülkede öngörülen enflasyon rakamını yüzde 4 gördükleri halde yüzde 8 gerçekleşmiş olmasını büyük bir pişkinlikle aktaran ve bu sırada ne var yani daha önce de yüzde kırk öngörülürdü ama yüzde altmış çıkardı diyerek, yüzde yüz sapan bir hesabı makul gösteren Maliye bakanı bu ülkenin bakanı değil ki.
İşsizlikte dünya rekoru kırarak, her dört kişisinden nerede ise birisi işsiz olan ve hatta hiçbir şekilde iş bulmayacağını düşünerek iş aramaktan vazgeçen insanları işsizlik hesabına katmayanlar bu ülkenin siyasi iktidarı değil ki,
Tüm dünyayı etkileyen, yıl başından bu yana da ülkemizi perişan eden ekonomik kriz bizim ülkemizin mi sorunu sanki. Nasılsa ekonomi İMF ye, dış politika AB ve ABD ye havale.
Dış ticaretten sorumlu bakanımız ihracatta rekorlar kırarken, galiba kendi belini de ithalat rekoru kırdı. Öyle ya bize ne ithalattan nasılsa bir şeyle satarak dışardan ithal edilen malların paralarını ödüyoruz. Olmasa Dünyanın en yüksek faizini ödeyerek borç alırız ve öderiz. Hem zaten ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ demiş ya atalarımız. Bunları da mı sorun edelim yani. Hem borç alamasak da özelleştirme adına tüm stratejik kurumlarımızı da yabancılara satarız. Satacak bir şey kalmasa bizde arazi ve toprakta satarız. Yani bunları da mı sorun edelim.
Öyle ya en büyük sorun bizim sorunumuz oda TÜRBAN.
MHP ve AKP el ele verip, bu çok ama çok büyük sorunu çözecekler. Ama yukarıdaki sorunlar bizim değil ki. Bunlar Patagonya’nın sorunları.
Cari açık 35 Milyara dayanmış, borç stoku rekorlar kırmış, ekonomik kriz kapımızı dövüyor, sıcak para 110 Milyara dayanmış kimin umurunda . Yeter ki biz kamuya da Türbanı getirelim. Öyle ya hizmet alan ve hizmet veren sorunu, peki üniversitede kariyer yapmak isteyen bir öğrenci hangi sınıfa girecek. Yani üniversite de araştırma görevlisi olan birisi yada bu okulları bitirenler çalışmayacaklar mı? O zaman ne denecek.
Bin yıllık uygarlık birikimi olan bir coğrafyada dostça kardeşçe yaşayan bir ulus olmalıyız. İnsanlarımızın inançlarının üzerinden siyaset yapmak olsa olsa beceriksizlik ve proje üretememektir. Bu ülkede yaşayan başı örtülü de, başı açıkta bizim insanımız. Bugün sorun olarak sunulan bu durum aslında yukarıda sıralamaya çalıştığım sorunların çözülmesi ve bu konudan siyasetin elini çekmesi halinde kendiliğinden sonlanacaktır.
Ülkemizin yaşamsal sorunları orta yerde dururken, bunlara kayıtsız kalmak ve her icraatında Laik Cumhuriyetimiz ve onun kazanımlarından rövanş almak girişimlerinin herhalde başka sebepleri olsa gerek.
Ama tüm bunlarda sorun mu ki. Nasılsa TÜRBAN tüm bunlarında üstünü örter değimi? Bu konuda çalışan MHP ve AKP ye önerim şu: Aman ha sıkı sıkı örtün ki hiç birisi görünmesin maazallah.
yorum ekle