Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

Korku Baskı Tohumları

Korku Baskı Tohumları

Eylül 1939’da Alman ordularının Polonya ya saldırması ile 2. Dünya savaşı başlar. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra 1940 yılında ABD’de “Amerikan karşıtı faaliyetler komitesi” kurulur.

30 Ocak 2010 10:46
font boyutu küçülsün büyüsün


Eylül 1939’da Alman ordularının Polonya ya saldırması ile 2. Dünya savaşı başlar. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra 1940 yılında ABD’de “Amerikan karşıtı faaliyetler komitesi” kurulur.

            1945 yılının Ağustosunda ABD Hiroşima da Nagazaki ye attığı atom bombalarıyla savaşın sonunu getirir. 4 yıl sonra 1949 da Sovyetler birliği atom bombasını yer altında dener ve başarılı olur. Bu başarı ABD’nin elinde olan atom bombasının tekelinin sonu olur. “Amerikan karşıtı faaliyetler komitesi” bu başarıyı Sovyetler birliğinin buluşu olarak kabul etmez. ABD içindeki “Vatan hainlerinin” atom sırlarını, Sovyetler birliğine verdiğine kamuoyuna yayar. ABD ye göre atom sırlarını içeride birilerinin verdiği kesindir. Bilgiyi sızdıran hainlerin bulunmasında kaçınılmazdır. Bir senaryo hazırlanır ve yönetmen bulur. Senaryo yazarı ve yönetmeni olarak, “Özü ile sözü” birbirini tutmayan senatör MC CARTHY bulunur.

            MC CARTHY de ABD’yi “Bir korku ülkesi” yapmak için, arkasına senatör ve medyum alarak ise kamuoyuna korku tohumları ekmekle başlar.

            Aydınlar, yazarlar, sendikacılar, bilim insanları ve sol eğilimli olanlar bu kirli oyunun aktörlü yapılır. MC CARTHY kendisi gibi düşünmeyen herkesi “Amerikan düşmanı” olarak görür ve başını da yanına atarak soruşturmalara öncülük eder. Bu soruşturmalar ve suçlamalar ABD de karabasana dönüşür.

            Bu cadı kazanı içerisinde ünlü bilgin ALBERT EİNSTEİN bile sorgulanır. BERTOLT BRECH, CHARLİE CHAPLİN, ARTHUR MİLLER gibi ünlü sanatçı ve yazarlarda Amerikan karşıtı ve komünist olmakla sonuçlanır.

            MC CARTHY suçladıklarının hiçbirinde suçunu kanıtlayamaz. Ancak Amerika bir korku ülkesi olmuştur.

            Bir süre sonra MC CARTYH dönemi yapılan bir operasyon ile son bulur. Ancak MC CARTHY dönemi Amerikan tarihine kadar bir leke olarak yer alır.

            Yapılan yanlış işler bir süre sonra yok oluyor, ancak geride tamir edilmesi güç izler bırakıyor…

            Yenice de belki MC CARTHY dönemi yaşanmıyor, ama gelin son dokuz aylık süreci birlikte irdeleyelim… 14 işçi işten çıkarmak, işçilerin kıdem tazminatlarını vermemek, Yenice spor kulübünü yerinden etmek, Çiftçi malları koruma başkanlığı ile sürtüşmeye girmek, Adana’da grev kırıcılığına soyunmak, onlarca işçiyi sebepsiz yere üç yıl boyunca boş gezdirerek, belediye dışına tutmak, meclis üyesini tartaklamak v.b birçok işi on yıl boyunca yapan yani siyasi geçmişi hiç de iyi olmayan biri belediye başkanlığı koltuğuna oturur oturmaz zaman geçirmekten korkutucu baskı tohumunu eken işlere girmişti. İlk işi mensubu olduğu parti ile özdeşleşmiş Atatürkçü Düşünce Derneği ile sürtüşmek oldu. Meclis toplantısında ADD Şube Başkanı Yusuf TIBIK’a akıl almaz çeşitli hakaretlerde bulundu. Olay mahkemeye intikal etti. İlk mahkemede ADD şube başkanı ve yöneticiler hazır bulunurken kendisi mahkemeye gelmedi. Dernek binasını almak için belediye gücünü kullanmayı denedi. Mensubu olduğu partinin yukarısında talimat gelince dernek binasını almaktan vazgeçti. Ancak dernek binasına milyarlarca para harcayarak Zabıta iznine bağlı kapı yaptırttı. Atatürkçü Düşünce Derneğine yaptığı, yapacağı panel v.b etkinliklere gidecek belediye personelinin de hesap soracağını söyledi. (İnkâr edecek olursa ses kaydı elimizde hemen yayınlamaya hazırız)

            Yapılan baskıdan çekinen belediye personeli etkinliklere katılmadı. Hatta bölgedeki tüm etkinliklere katılmayı kendilerine görev addeden ve bununla da gurur duyan belediyenin kültür elçileri kendi yerleşim yerlerindeki etkinliğe baskıdan dolayı katılmadılar.

            Belediye başkanı Soysa Dayanışma Derneğinin gösterdiği tüm iyi niyete çeşitli iftiralarla cevap vermesi, savcılığa suç duyurusunda bulunması derneğe karşı iyi niyetli olmadığının göstergesi olmuştur. Derneğin sandalye masasına el koyması, dernek bina kapısının zabıta marifetiyle kırılması yaptığı akıl almaz eylemler olmuştur. Yaptığı tahliye işlemleri mahkemeler nezdinde kaybetmek savcılığa yaptığı başvurular, kovuşturmaya gerek yoktur neticesiyle sonuçlanmıştır. Sosyal Dayanışma Dernek başkanı yapılan tüm iftiralardan aklanarak çıkması üzerine belediye başkanı Ali KURU hakkında asılsız iftira atmak iddiası ile savcılığa manevi tazminat davası açmıştır.

            Belediye başkanı Ali KURU ilk meclis toplantısından itibaren meclis üyeleriyle sürtüşmeyi ilke haline getirdi. Meclis üyelerinin kendisine biat etmesini istedi. Kamu görevi yaptığını unutarak işi hakaret boyutuna götürdü. Yaptığı hakaretler diz boyu aşınca olaylar mahkemeye intikal etti. Kendisini on beş yıl öncesinde zannederek meclis üyelerine hakaret etti. Ancak kendisine gerekli cevap verilerek yaptığı hakaret mahkemeye taşındı.

            Göreve başladığı ilk gün belediye personeline baskı ve zulüm yaptı. Kimisini görevden attı, kimisini mahkemeye verdi. En önemli görevleri o görevle alakası olmayan insanlara teslim etti. Yirmi yılı aşkın belediye de çalışmış insanları kuruş kıdem tazminatı ödemeden hak mahrumiyetine uğrattı. Belediye hizmet odalarını belediyeyle hiçbir resmi bağlantısı olmayan kişilerle doldurdu. Belediye bütçesinde yaptığı ihalede unvanı belli olan kişileri hiç alakası olmayan işlerde çalıştırdı. Belediye personeline açlık sınırında ücret verdi. Kendisi her ay maaşını muntazam alarak personelle dalga geçti.

Topladığı su ücretlerini başka işlerde kullandı. Fakir fukaranın suyunu kestirmekten zevk aldı. Daha sonra bu işi kendisi değil de, personel yapıyor diyerek suyu kesilen vatandaşlarla dalga geçti.

            Kendisine oy vermeyen esnafa sudan bahanelerle para cezaları yağdırdı. Belediye gayrimenkulünde kirayla oturan esnafa çift muamele uyguladı. Kendisine oy vermeyen esnafta kira ücretini tehditle alırken kendine oy verenlere ise ücreti vermeseniz de olur dedi. 2010 yılı kira ücretlerini belirlerken kendisine oy verenlere tüfe zammını, kendisine oy vermeyenlere ise %300 zammı reva gördü.

            Kendisine oy verenler bile dokuz aylık sürede ne büyük hata yaptıklarını anladılar.

            Sonuç ortada. Korkunun, sindirmenin,  cezalandırmanın, bölünmenin egemen olduğu bir Yenice yaratıldı.

            Elbette böylesi bir dönemde yasalar ve hukuk egemen olacaktır. Yapılan haksızlılara karşı yargı cevap verecektir. Dokuz ay gibi kısa bir sürede belediye başkanı hakkında on beş mahkeme dava olması düşündürücüdür.

            Yenice siyasi tarihinde kuşkusuz bunlarda aşılacaktır. Ancak kara leke olarak anılacaktır.










yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok